KGB'NİN ELİNE Mİ KALDIK?

Şimdiye kadar, Bulgaristan Müslümanları konusunda, Veliko Tırnovo Üniversitesi'nden herhangi bir bilim adamı bir açıklamada bulunmamıştı. Bu değişikliğin sebebi nedir?

KGB'NİN ELİNE Mİ KALDIK? Güncel

KGB'NİN ELİNE Mİ KALDIK?

Prof. Miko Palagurski’nin; “DPS Partisi'nde değişiklikler filiz salıyor,” sözleri ilgi çekti.

Şimdiye kadar işlenen konulardan biriydi bu. Fakat, eskiler tarlanın tavını bir türlü tutturamadılar. Kuşak değişimini hep geciktirdiler. Son günlerde ise birden bire gerçekler ardı ardına ortaya çıkmaya başladı.

Bunun tam hangi sebeple olduğunu düşünürken, bostan korkuluğu misali parti (kukla) başkanlığına dikilen ve kollarını sağa sola sallayarak, hiçbir kimsenin anlam veremediği Türkiye karşıtı cümleler kuran Mustafa Karadayı’yı hatırladım. Bu kardeşimiz boş fikirlerle "körler sağırlar bir birini ağırlar" pazarında konuşuyordu. Sahnede el kol sallamanın anlamını da pek bilmediği ortadaydı.

Birdenbire "göz bebeğimiz" partimizle ilgili KGB ve Bulgaristanlı Türkler meselesi güncelleşti.

İşittiğimize göre, HÖH lideri, KGB’ye gönderdiği raporlarda, biz Bulgaristan’daki Müslüman Türkleri “dinsizler” ve “imanlılar” olarak ikiye böldük, yaşlıları yani “imanlıları” Türkiye’ye bıraktık, gençler, yani “ateistler” bizim demiş...

Moskova, bu raporu okuduktan sonra, “Bulgaristan'daki Türklerinin geleceği HÖH’ün ipoteğindedir” sonucuna varmış ve Ahmet Doğan’ın kafasından sakın saç düşmesin, 2019 yılında Doğan’ı korumak için gereken yapılsın, talimatı vermiş.

Bu gelişmelerin ardından gelen, Veliko Tırnovo Üniversitesi'nde ders okuyan, Prof. Milko Palangurski’nin şu sözleri nefes kesti; “Bulgaristan Müslümanlarının isimlerini geri verenler ile HÖH partisinin şimdiki yönetimi arasında herhangi bir bağ ve ilişki yoktur. Hak ve özgürlük hareketinin(HÖH), 1990 yılına kadar ana motoru olan güçler, partinin yönetiminden tecrit edildiler ve yıllar içinde partiden atıldılar. Bulgaristan Türkleri arasındaki gerçek demokratların HÖH yönetiminden uzaklaştırılması KGB’nin BULGARİSTAN’DA GERÇEKLEŞTİRDİĞİ EN BAŞARILI OPERASYONDU.”

Bu demeci veren profesör, “Biz Müslümanlar arasında çalışacak yeni ve genç kadrolar yetiştirdik” şeklinde rapor mu verdi dersiniz...

Şimdiye kadar, Bulgaristan Müslümanları konusunda, Veliko Tırnovo Üniversitesi'nden herhangi bir bilim adamı bir açıklamada bulunmamıştı. Bu değişikliğin sebebi nedir?

Bulgaristan Müslümanları ile ilgili öncü kadrolar, 1990’a kadar Sofya Üniversitesi'nin “Felsefe – Tarih” fakültesinden çıkmıştı. "Viyana 1989 Destek" Derneği başkanı Avni Veliev, Rus filolojisini bitirmişti. İllegal örgütlenmeyi gerçekleştirenler klasik eğitim almış ama 1913’ten 1985’e Bulgar saldırılarının kimlik değiştirmeyi amaçladığını görebilmişler ve halka iyi anlatmayı başarmışlardı.

“Demokratik Lig” grubunun lideri Mustafa Ömer, zorunlu Bulgarlaştırma, Hristiyanlaştırma ve göç siyasetine rağmen, 21 Mayıs 1989’da Sliven’e bağlı Yablanovo köyünde Kurucu Kongreye çağırması olağanüstü büyük bir başarıdır. Bulgaristan’da eritme politikası ve göçe zorlamanın arka planında gizli gelişen "Ahmet Doğan olayı" yazımızın konusudur.

Bu gerçekler, ne kadar derinlerde bulunursa bulunsun, mutlaka dibe inilecek ve bu tavada KGB’nin tencerede kalayı olup olmadığı görülecektir. KGB kalayının anlamı şudur: Kalay oksitleşir, tahammuz eder, yani paslanır ve çevresini zehirlemeye başlar. Prof. Palagurski’nin dedikleri doğru ise, Bulgaristan Türklerinin asil ruhunu zehirleme işi KGB tarafından ve hain A.Doğan’nın eliyle kurucu kadroların tavsiyesiyle olmuştur.

Yine son günlerde açıklandığına göre, Dobriç’e bağlı Baraklar köyünde, Necmetin Hak’ın evine bağlı samanlıkta kurulan gizli örgüte (Bulgaristan Türklerinin Milli Kurtuluş Hareketi) A.Doğan’ı aşılayan Kasim Dal’dır. Eğer bu doğruysa, Kasim Dal Bulgar milli güvenlik servisi (DS)’ye 1985’ten önce bağlanmış anlamına geliyor...

İkinci olarak da, Pazarcık Hapishanesi'nden salıverildikten sonra, kurucu Başkan Necmettin Hak’ın Türkiye’ye giderken, A.Doğan’a noter tasdikli “Başkan sensin” vekâleti vermesi de yeniden tekrar değerlendirilmesi gereken bir olaydır...

Günümüzün Türk siyasi liderleri ve daha başkaları hep Veliko Tırnovo Üniversitesi “kuluçkasından” çıktılar. Sofya’dan Veliko Tırnovo’ya “kuluçka” değiştirme işi, gizli servisin bir projesi olabilir mi? KGB bu işin neresindedir?

KGB’nin Bulgaristan’daki Müslümanlar arasında bu kadar kapsamlı ve yıllar süren bir operasyon gerçekleştirmesine Bulgar devleti, eski “DS” ve şimdi yeni ismi “DANS”olan istihbarat örgütü neden seyirci kaldı?

Bu, Bulgaristan’ın iç işlerine müdahale değil midir? Yoksa, Moskova, söz konusu olunca, müdahale olmuyor mu? Sofya hükümeti, Türkleri kayıttan silmiş ve “Ne isterlerse onu yapsınlar, kırsınlar birbirlerini” demekle mi yetiniyor olabilir?

Bu gerçeklerden nasıl oldu da HÖH-DPS partisinin yeniden filizlenmesi gereği ortaya çıktı? Kırcaali’deki 29. Yıldönümü kutlamasında Av. Mümün Yılmaz'ı ve V.Tırnovo Üniversitesi profesörünü aynı zamanda ve aynı konuda konuşturan nedir? Bu yeni yazılmış bir senaryo mudur?

Av. M. Yılmaz, telefon açıp, Madan Bölge Polis Amirini atayamayan durumda olmadığından rahatsız ve endişeli olabilir. Peki, Prof. Paşagurski kimin adına ve neden konuştu? Partinin kuruluş yıldönümü kutlama mesajında, Karadayı “değişim”, “dönüşüm” , “yenilenme ve filizlenme” demedi ki...

İbrahim SOYTÜRK

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar