BİZ BUNA TÜKÜRDÜĞÜNÜ YALAMAK DERİZ, KOÇUM!

Aslında orada yaşayan kardeşlerimizin bir suçu bulunmuyor. Başkent Sofya'nın güneş girmez, kalın perdeli odalarında alınmış bir karar bu. Bir zamanlar sessiz sedasız birer deneme tahtasına dönüştürülmüştük ya, şimdi de ara sıra, bizim üzerimizden bazı deneyler yapılmaya devam ediliyor.

BİZ BUNA TÜKÜRDÜĞÜNÜ YALAMAK DERİZ, KOÇUM! Bulgaristan

BİZ BUNA TÜKÜRDÜĞÜNÜ YALAMAK DERİZ, KOÇUM!

Bunca yıldır bu parti yöneticisi kılıklı yüzsüzleri adeta tenkit etmeye bıktım ve usandım.

Geçenlerde Kubadın'dan gelen haberler huzurumuzu gene fena şekilde bozdu.

Aslında orada yaşayan kardeşlerimizin bir suçu bulunmuyor. Başkent Sofya'nın güneş girmez, kalın perdeli odalarında alınmış bir karar bu.

Bir zamanlar sessiz sedasız birer deneme tahtasına dönüştürülmüştük ya, şimdi de ara sıra, bizim üzerimizden bazı deneyler yapılmaya devam ediliyor.

***

Ara sıra bir bakmışız önemli bir camimiz müze oluvermiş, ya da yeni bir güne uyandığımızda, ev ve tarlalarımızın tapuları iptal edilmiş, ya da şehit verdiğimiz kardeşlerimizin katilleri af kapsamına alınıvermiş...

Bizler toplum olarak, bütün bu haksızlıklara karşı her zaman olduğu gibi susmayı tercih ediyoruz, çünkü memleket bildiğimiz ve sevdiğimiz bu ülkenin verimli topraklarında, diğer etnosların temsilcileri ile hep birlikte huzur ve barış içinde yaşamayı yeğliyoruz. Bulgaristan'ı suçlu ilan etmeye, onu mahkemeye vermeye adeta gönlümüz vermiyor...

Belli ki yanlış tutum içinde olanlar, bu bizim gayet insancıl ve alçak gönüllüğümüzü asla idrak etmek istemiyorlar. Hatta milli güvenli stratejisini bile bizim üzerimizden kurmuşlar. Danışmanları da hala bizim "dırven filosof" Şükrü Tahirov. Herifin ideolojisi ve koskoca devlet çoktan iflas etti, battı gitti ama bazıları bir türlü akıl edinemiyor işte...

***

Dönelim Kubadın'daki şu Kabadinski meselesine.

Üç abrevaturlu sözde bizim parti geçte olsa, bugün utana büzüle çark etti. Sofya'dakilerin emriyle Razgrad ofisinden bir açıklama çıktı. Kısa birkaç cümlede, ayyaş ve kabadayı bıyıklı Türk avcısının anıtının dikilmesini kabullenmediklerini bildirdiler. Yani, kendi aldıkları karar bile, kendilerinde hazımsızlık yaratmıştı. Herhalde taşeronluk bu olsa gerek...

Biz buna tükürdüğünü yalamak deriz, koçum! Bir karar alacaksın, bunu uygulamaya sokacaksın, anıtın açılış tarihini belirleyeceksin, sonra da çıkıp, yanlış yaptığını kabullenmeyerek, belirsiz birilerini suçlayacaksın...

***

Cümle alem hep beraber şahit olduk bu utanç verici duruma. Düşünebilen insan konuşmadan önce ölçer, tartar, ondan sonra elekten geçirdiği şeyleri söyler. Bir takım kararlar alıyorsunuz, sonra da hiç bir şey yapılmamış gibi, konuyla çelişecek tarzda söylemlerde bulunuyorsunuz.

***

Evet, beyler, bu sefer ne Türklere, ne de Bulgarlara, son numaranızı yutturamadınız. Foyanız ortaya saçıldı. Fena şekilde rezil rusvan oldunuz. Hepinizi büyük bir korku ve endişe sardı, çünkü Bay Toşo'nun bir yalakasının sayesinde az daha topyekun topu atacaktınız. Komünizm devrini ve o dönemin külhanbeylerini artık biraz zor ön plana sürebilirsiniz. En fazla, kendinizi mezara gömersiniz. Biz sizi ne yapalım zaten.

KubadIn halkını özgür bırakın, Kubadinski'nin kellesini alın ve gidin nereye isterseniz gömün...

Mümin TOPÇU

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar