MERAK EDİLECEK KAYIP BÖLGE ( Hayat Öyküm – 1.)

Sizlere bahsedeceğim bölge, Plovdiv (Filibe), Kırcaali, Smolyan (Paşmaklı) sancaklarının kesiştiği çok ilginç bir bölge söz konusudur. Bu söz konusu bölgede Smolen, Kırcali ve Plovdiv sancakları kesişmektedir. Siyasi otorite, Smolyan sancağından bahsederken, Triıgılnika (Smolen sancağı üçgeni) diye adlandırıyorlar.          Buraları dağlık bir bölgedir. İlhan tepesinin (Vrıh Svoboda) uzantısı olan Karakulaz yükseklikleri, Kırcali sancağının Çileka Tepesi yamaçları, Balıklı deresi, Tuğla Karalköy, Tozyanı, Aşağıatlar, Garna, Karabuz, Erikle, Ahren Ürpek ve Banite köyleri, Smolyan sancağı ile sınırı oluşturmaktadır. Smolyan sancağına, 1959 yılında bırakılan köylerdir ve birçokları terk edilmiştir. Bu bölgenin yüksekliklerinde ve yamaçlarındaki yerleşim yerleri, Osmanlı mimari yapılarından oluşmaktadırlar.

MERAK EDİLECEK KAYIP BÖLGE ( Hayat Öyküm – 1.) Tarih

MERAK EDİLECEK KAYIP BÖLGE

( Hayat Öyküm – 1.)

    Rodoplar, Akdeniz ile Kocabalkan (Balkan Sıradağları) arasına sığınmış, uzun ve yayvan bir dağ silsilesini oluşturmaktadır. Bulunduğu coğrafya ve kuruluş özelliği itibarıyla Batı, Orta ve Doğu Rodoplar olmak üzere üç bölgeye ayrılır. Sizlere bahsedeceğim bölge, Plovdiv (Filibe), Kırcaali, Smolyan (Paşmaklı) sancaklarının kesiştiği çok ilginç bir bölge söz konusudur. Bu söz konusu bölgede Smolen, Kırcali ve Plovdiv sancakları kesişmektedir. Siyasi otorite, Smolyan sancağından bahsederken, Triıgılnika (Smolen sancağı üçgeni) diye adlandırıyorlar.          Buraları dağlık bir bölgedir. İlhan tepesinin (Vrıh Svoboda) uzantısı olan Karakulaz yükseklikleri, Kırcali sancağının Çileka Tepesi yamaçları, Balıklı deresi, Tuğla Karalköy, Tozyanı, Aşağıatlar, Garna, Karabuz, Erikle, Ahren Ürpek ve Banite köyleri, Smolyan sancağı ile sınırı oluşturmaktadır. Smolyan sancağına, 1959 yılında bırakılan köylerdir ve birçokları terk edilmiştir. Bu bölgenin yüksekliklerinde ve yamaçlarındaki yerleşim yerleri, Osmanlı mimari yapılarından oluşmaktadırlar.

    Çileka (Çilyaka) tepesi’nın yamaçlarında, Bozova (Bozva), Susuz (Bezvodno), Olcak (Spoluka), Katrancılar ve Kıygınla köyleri, Büyük Arda nehrinin kıyılarına kadar dayanarak, bu bölgede Smolyan sancağının doğusunun, Kırcali sancağı ile kesiştiği kısmını tamamlamaktadır. Arda Nehri’nin sol yakasına yaslanmış, doğudan batıya doğru küçük ölçeklerde köyleri takip edersek, Ömerler, Cami mahallesi, Karagözler, Koçaklar ve Sinanlar mahalleleri (köyleri) bulunmaktadır.

    Bu bölgenin doğu kısmından bahsederken, Çileka Tepesi’nin doğusuna yerleşmiş olan Bezvodno (Susuz) köyünden daha ayrıntılı söz etmeden geçilemez. 1956 yılından sonra Bezvodno, Zagrajden (Dolaştır) belediyesinden ayrılarak, yukarıda adı geçen köylerle, ayrı bir belediye statüsünü oluşturmuştur.

    Smolyan sancağının, konumuz olan bölgedeki, en büyük yerleşim yerleri: Banite (Ilıca), Davitkovo ve Zagrajden(Dolaştır) bir zamanların bünyelerindeki köylerle belediyeleri oluşturan merkezlerdi. Ahalisi ise Yörük Türklerinden ve Pomaklardan oluşuyordu.

   Tarih sayfalarını incelediğimizde, Bulgar’ın Türk karşıtı milli duyguları neticesinde hazırladığı tarih kitaplarında, açıkça marijinal yakıştırmalar ve populizım görülmekte. 93. Harbi sırasında Bulgarlar azınlık durumundadır ve Osmanlıdan kalacak olan diğer grupların varlıklarıyla kompoze edilerek, Rus dayatması sayesinde bir devlet oluşturulmuştur.

    Rodoplar’a yeni din İslam 12. asırda giriyor. Bu dönemde Zara devleti gibi de bilinmekte. Zara devletinin Çaka adlı bir Müslüman Hükümdarı da bulunuyormuş (1299-1300). Tuna Bulgarlarına İslam 9. asırda giriyor. İdil Bulgaristan'ı tarafından, Dobruca’daki Tuna Bulgarlarına, Bizans taarruzlarına karşı yardım etmek için, General Mardan gönderilmiştir.

    Osmanlıların Bulgaristan fethi, 14. asrın sonlarında, hatta 15.asrın başlarına kadar uzanmaktadır. Onun için Pomaklar için, “Osmanlılar tarafından Türkleştirilmiş Bulgarlardır tezi gerçeği yansıtmamaktadır. Osmanlının fethinden sonra bazı Yörük toplulukları, bilhassa Rodoplar’a yerleştikleri iyi bilinmektedir. Bunlar o bölgelerde varlıklarını sürdüren Pomaklarla (Pomak kelimesini artık bizlerde kullanacağız) komşu olmuşturlar. Bahsettiğimiz gibi, Rusların ve Bulgarların art niyetlerine dayalı ayrı bir ırk gibi gösterilmeleri o zaman için ve ileriye dönük bir çıkar amaçlı idi.

     Bulgar tarihçilerin iddia ettikleri gibi, Asparuh Bulgarları ile akrabalık bağlarının bulunmasını, kendi çıkarlarına göre yorumlamalarına rağmen, istemeyerek gerçeği su yüzüne çıkarmış oluyorlar. Çünkü Türkler, Bulgarlar, Kumanlar, Peçeneklerin de olduğu gibi Türk soyundandırlar. Sonuç olarak yalnız Türk tarihçileri bunu iddia etmiyor, Bazı Bulgar tarihçileri de seslerinin kısılmasına rağmen, bunu doğrulamaktadırlar. Diğer bir konservatif gurupta, siyah gözlükleriyle bakarak, buna karşı çıkmaktadır. Fakat onlar bilmemektedirler veya bilmek istememektedirler, artık tarih rivayetler ve bazı var olan kaynaklara dayanarak yorumlanmıyor. Her hangi bir topluluğun varlığı ve geçmişi, genler üzeri kurgulanmaktadır. Bu tur topluluklarının geçmişi üzerinde Kazakistan bilim adamların yoğun çalışmalarını küçümseyemeyiz.

    Bu bölgede yerleşmiş olan Türkler, Pomaklar ve Bulgarlar arasında bir sınır oluşturmaktadırlar. Bu yörenin en eski yerleşim yeri Pomaklardan ve Yörük Türklerinden oluşan Zagrajden (Dolaştır) köyüdür.

    Rus-Osmanlı savaşında (1878-1888), Osmanlının o topraklardan çekilmesiyle, geride kalan Türkler için imzalanan çeşitli protokollere ve anlaşmalara göre, yaşam hakları için dayatılan ve verilen taaddütlerin hiç birine uyulmamıştır. Bu kasten yapılmıştır, o topraklardan Türkleri sindirerek, oralarını terk etmelerini sağlamaktır amaç.

( Devam edecek)

Şaban GÜLER

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar