SAZIMIZ VE TÜRKÜLERİMİZ - VI

Habil öğretmen, kendi türkü okuyup, saz çalmadığı halde, Türk halk müziğinin gelişmesi için varını yokunu feda etmeye hazır bir kişiydi. İlin en küçük ve ücra köylerinden olmasına rağmen, orada bir Türk halk müziği korosu oluşturmayı başardı. Gürül gürül akan bir dağ ırmağı gibi içi içine sığmıyordu.

SAZIMIZ VE TÜRKÜLERİMİZ - VI Kültür

SAZIMIZ VE TÜRKÜLERİMİZ - VI


   Köylerde Türk amatör türkücü ve müzisyenler yetiştirmek için en uygun şartlar, 1960 -1970 yılları arasında oluşmuştur. Hep o yıllarda tiyatro ve halk müziği grupları kurulmuş, zamanın en iyi sazcı ve türkücüleri de bu gruplarda ilk sahne deneyimlerini kazanmışlardır. Bu grupları genelde müzik meraklısı öğretmenler yönetmiş, yerli idareler de destek vermişlerdir. Bu satırları yazarken, ilk hatırladığım kişi Silistre’ye bağlı Skala (Seyitalifakı) köyü ilköğretmeni Habil Ahmedov’dur. Habil öğretmen, kendi türkü okuyup, saz çalmadığı halde, Türk halk müziğinin gelişmesi için varını yokunu feda etmeye hazır bir kişiydi. İlin en küçük ve ücra köylerinden olmasına rağmen, orada bir Türk halk müziği korosu oluşturmayı başardı. Gürül gürül akan bir dağ ırmağı gibi içi içine sığmıyordu. Korosuna eşlik edecek müzisyenleri, Dobriç ilinden (A. Cebeci, ben ve eşim, İsmail Halitoğlu ve Fahrettin Ahmet) motoru ile gidip evlerinden alıyor, provalara getiriyor, başka köylere temsil vermeye götürüyordu. Onların yemeğini karşılıyor, bir de evlerine götürüyordu. Motosikletini bu uğurda eskitti.

   1965 yılında, Türk amatör kolektiflerinin cumhuriyet gösterisi olmuştu. Yer olarak, Şumnu iline bağlı Venets köyüne yakın Palamar ormanı seçilmişti. Türkler ormanın altını âdeta doldurmuş bayram ediyordu. Büyük bir alanlıkta kurulmuş olan sahne durmadan dolup boşalıyordu. Biz yine Seyitalifakı köyü korosu saz ekibindeyiz. Bu ekipte yer alanlar Mehmet Hasan (banjo), Ahmet Cebeci, İsa Cebeci, İsmail Halitoğlu, Fahrettin Ahmet, bir de Emrullah Topçu’yu dahil ettik. Bir de ritimci vardı. 7 kişilik saz ekibimiz bir hayli göz doldurdu ki, bol bol alkışlandı. Eşim Selime Cebeci, bireysel yarışlarda derece kazandı ve ödüle lâyık görüldü. Bir yıl sonra (1966) Silistre’ye gelen Sofya radyosu kayıt ekibi, ondan 6 türkü kaydetti. Türküler radyoda çalınmaya başladı, ancak aynı yılın sonbaharında bizim birader A. Cebeci’nin, Türkiye’ye iltica etmesiyle türkülerimize yasak konuldu.

   Şimdi satırlarımı okuyanları 51 yıl geriye götürmeye çalışacağım. O yıllarda Türk tiyatrolarında ve köy sahnelerinde coşkulu çalışmalar var. Tv yok ama Sofya radyosunda günde yaklaşık 5 saat boyunca Türkçe müzik yayınları yapılıyor. Türkçe olarak Yeni Işık, Halk Gençliği gazeteleri ve Yeni Hayat dergisi çıkıyor.  Türkçe şiir, hikâye ve roman yazmak isteyenlerin sonu yok. Radyoda kendi sesiyle türkü okumak isteyenleri sayısı daha da fazla. Ama talih önce tiyatrolarda çalışanlara gülümsüyor. En çok dinlediklerimiz Kadriye Latifova, Ahmet Yusuf, Osman Aziz, Ulviye Ahmet, Hasan Rodoplu, Adem Bayraktar, Beyti Beytullah, Vasfiye Şaban, Ahmet Cumalı, Hafize Beysim ve diğerleri.

Tiyatro dışında köy sahnelerinde çalışıp sesi veya sazı ile radyo seviyesine yükselenler var. Bunların arasında Klimentli İbrahim Gürses, Emrullah Topçu, Bedri Nizam, Kadir İlyaz, Fehim Kervancı, benim yöremden Selime Osmanova, Fatmegül Hüseyinova ve Aynur Muzafferova vardı. Halk arasında sevilen yerel sanatçılardan Saltıklarlı Kara Nazif, Yusufhanlarlı Filcancı Ahmet Aga, Burgaz sazcılarından usta sazcı Hasan Hasancık maalesef radyoda kayıt yaptıramamışlardı.

   Sofya radyosunda yapılan kayıtlar orada yaşayan sazcılardan (Angel Georgie ve Mehmet Bekirov), taşradan da Hasan Rodoplu ile Cemil Şaban’ın oluşturduğu saz ekibinin eşliğinde yapılıyordu. Bu sazcıların katılımıyla daha sonra “Dört Saz-Dört Ses; Üç Saz-Üç Ses” grupları kurulmuştu. Bazı kayıtlar Sofya’da yapılırken bazıları da il veya ilçe merkezlerinde yapılıyordu. Kayıt ekiplerinin terkibinde sazlardan başka bir bestekâr bir de Türkçe uzmanı bulunuyordu.

   Kayıt heyetlerinde iki defa Türkçe uzmanı olarak gönderilen Türkiyeli mülteci yazar Fahri Erdinç’le ilginç karşılaşmalarımız oldu. İlk görüşmemiz Dobriç şehrinde Gençlik Kültür Evinde gerçekleşmişti.  Fahri Beyle İkinci görüşmemiz Dobriç’in Tervel kasabasında gerçekleşti. Oradaki çalışmaya koro şefi olarak Turgut Şinikârov da katılmıştı. Yine Kuzeydoğu illerinden sazcı ve türkücü gençler gelmişlerdi. Dulovo’nun Söğütçük köyünden Sazcı Veli ve arkadaşları F. Erdinç’i bir akşam alıp misafir ettiler. F. Erdinç’in millî duyguları bir hayli kabarmıştı. Devrisi gün çalışmalar Tervel’de devam etti. Akşamında Orlâk köyünde Ridvan’nın evinde toplandık. Sazlı sözlü sohbetimiz sabaha kadar devam etti. Anadolu doğumlu olan yazar Fahri Erdinç, Deliorman ve Dobruca Türkleriyle buluşmaktan son derece etkilenmişti.

İsa CEBECİ,

Çorlu

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar