DÜŞ VE GERÇEK ARASINDA BİRER SUDANYA GEZEGENİYİZ

Nehirler ne güzeldir! Engelleri aşa aşa diledikleri yerden giderler. Aka aka büyürler. Ve denize ulaşırlar bir gün. Evet, ben de bir nehirim belki. Çünkü çürütmedim hiç suyumu. Ömrümce akmak ve denize varmak isterim.

DÜŞ VE GERÇEK ARASINDA BİRER SUDANYA GEZEGENİYİZ Edebiyat

DÜŞ VE GERÇEK ARASINDA BİRER SUDANYA GEZEGENİYİZ

İnsanın şifresi kırılsa sanıyorum içinden yalnızca çocukluğu çıkar. Çocukluk yıllarım için ruhsal haritam diyebilirim. Balkanlar, özellikle doğduğum kent gerçekten muhteşem bir koku reçelidir. Az önce yol kenarındaki kavak ağaçlarının altına arabamı park edip on beş dakika kadar gözlerim kapalı kavak yapraklarının hışırtısını dinledim. Parlak saten yapraklarıyla söyledikleri şarkıyı artık kimse duymuyor. Oysa benim bunu duymamam mümkün değil. Çünkü bu sesle büyüdüm. Ses, koku ve sözcükler benim için çok önemli. Ve elbette annemin masalları… Tabii her şey bu kadar güzel değil. Çocukluğumun büyüsünü bozan bir de göç travması var. Göçle birlikte eğitim dilim değişti, göçle birlikte yaşam tarzım değişti, ekonomik şartlarım zayıfladı. Göçle birlikte çok sevdiğim dedemi kaybettim, arkadaşlarım Bulgaristan’da kaldı. Böylece reçelime biraz sirke katılmış oldu. Ama ben kaçıp kaçıp çocukluğuma gitmekten hiç vazgeçmedim.

***

Nehirler ne güzeldir! Engelleri aşa aşa diledikleri yerden giderler. Aka aka büyürler. Ve denize ulaşırlar bir gün. Evet, ben de bir nehirim belki. Çünkü çürütmedim hiç suyumu. Ömrümce akmak ve denize varmak isterim. Bütün nehirlerin birbirine karıştığı ve şu lanet ayrımcılığın olmadığı bir denize varmak... Hayatıma giren çok nehir oldu, hepsiyle arkadaş kaldık, unutmadım hiçbirini. İlk nehirim Bulgaristan’daki evimizin bahçesinden geçen küçük bir dereydi. Çocukluğumun çoğu anısında rolü vardır bu derenin. Sonra Tuna’ya vuruldum. O ne nehirdi öyle!.. Üstünden feribotlar, gemiler geçer, kıyısındaki plajlarda insanlar yüzerdi. Sonra Fırat ve Dicle’ye kaydı gönlüm. Derken Vardar girdi hayatıma. Sonra Mostar köprüsünün sevgilisi zümrüt yeşili Neretva’ya sevdalandım. Ah Neretva, son aşkım!.. Kim bilir sırada daha ne nehirler var?.. Ama ille de nehir olmak ve ille de akmak…

***

Öğretmenliğimin etkisi yalnızca kitaplarda değil yaşamın içinde de devam ediyor. Bir arkadaşım “Halime sen çok öğretmensin” demişti. Bu durum bazen iyi, bazen de kötü olabiliyor. Etrafınızdaki insanlara öğretmen gibi davrandığınız ve her şeyi biliyormuş gibi konuştuğunuz oluyor, bu durum antipati yaratabiliyor. Çocuk kitapları yazarken ise öğretmen olmanın verdiği avantaj tartışılamaz. Her gün çocuklarla birliktesiniz, değişen nesli gözlemleme fırsatı buluyorsunuz. Bir nesil gidiyor, yerine yeni nesil geliyor ama siz hep çocuklarla ve gençlerlesiniz. Onların enerjisi, heyecanı, düşleri bulaşıyor size. Eğitici olmanın sorumluluğunu kurduğum her cümlede duyarım. Yazarken de derste de. Öğrencilerimin ve okuyucumun düşlerini kısıtlayacak her tür kalıba karşıyım. Einstein’in dediği gibi, hayal bilgiden önde gider. Sudanya Gezegeni kitabı düş ile gerçek arasındaki köprüde yazıldı. Hayatın gerçekleri, masalların sihirli dünyasının altında bir yer altı nehri gibi usul usul akıyor.

Halime YILDIZ

 

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar