İZMİR’İN EN İYİ PASTACISI

- Aslında, bizim hikaye bir arkadaşımızın çocuğuna kurabiye yapmamızla başladı. Bundan beş yıl öncesi, çok yakın bir arkadaşın oğlunun doğum gününde hediye etmek üzere bir düzine şeker hamurlu kurabiye yaptım. O güne kadar aile mutfağımızda, buna benzer şeyler  her zaman hazırlıyordum ama hep kendi aramızda tüketiyorduk bunları. Ticari bir amaç gütmüyordum. Ta ki, eşim ve arkadaşım, bana bu kıvılcımı verinceye kadar...

İZMİR’İN EN İYİ PASTACISI İnsan

İZMİR’İN EN İYİ PASTACISI


Bu ay sayfamın konuğu, Koşukavak kökenli bir anne ve genç yaşına rağmen, girişimci bir iş kadını.

- Öncelikle, bu röportajımız için teşekkürler! Fatma Mesut kimdir?

- Merhabalar, 1985 yılında, Koşukavak şehrinde doğmuşum. 1993 yılında, İzmir'e göç etmiş bir ailenin ferdiyim. Zaten, sayıca en fazla Koşukavaklı göçmen, bizim güzel İzmir'de yaşamakta. Bir erkek kardeşim var. Evli ve bir kız annesiyim.

- Bugün itibarıyla, bulunduğunuz konum gereği bir organizasyon şirketi sahibesisiniz, ayrıca meşhur bir pasta şefisiniz. Kısa bir zaman diliminde, çalışma hayatınızda ulaştığınız, bu  üstün başarının hikayesi nasıl başladı?

- Aslında, bizim hikaye bir arkadaşımızın çocuğuna kurabiye yapmamızla başladı. Bundan beş yıl öncesi, çok yakın bir arkadaşın oğlunun doğum gününde hediye etmek üzere bir düzine şeker hamurlu kurabiye yaptım. O güne kadar aile mutfağımızda, buna benzer şeyler  her zaman hazırlıyordum ama hep kendi aramızda tüketiyorduk bunları. Ticari bir amaç gütmüyordum. Ta ki, eşim ve arkadaşım, bana bu kıvılcımı verinceye kadar...

- Ya daha sonra ne gibi gelişmeler oldu?

- Arkadaşım, yaptığım  kurabiyeleri çok beğendiğini ve benzerlerini İzmir'de pek rastlamadığını belirtti ve ticari amaçlı kurabiye üretimine başlamamı tavsiye etti. Hatta, bu konuda ısrarını sürdürünce, eşim ile birlikte biz bu işin araştırmasını yaptık. O dönemde zaten özel bir müteahhitlik firmasının şantiye şefi ve şirketin sorumluluğu görevimden istifa etmiştim. Bunun üstüne bir de hamileydim ve bu birkaç ayımı evimde geçirmeliydim. İşte böyle başladı bizim yeni ve "tatlı" bir iş edinme serüvenimiz...

- İlk deneyimleriniz nasıl geçti?

- Bu işe başlarken, şans biraz benden yanaydı. Benim eşim biraz ileri görüşlüdür, beni her zaman teşvik eder ve yanımda olur. Ayrıca bana güven ve destek veren bir sürü dostlarım vardır. Evimin mutfağında çeşitli kurabiye türleri hazırlayıp, farklı pasta deneyimlerim de oldu. İlk siparişim, gene tanıdık ve yurtdışında yaşayan bir aile dostumuzdan geldi. Böylece siparişler, bahar yağmuru gibi yağmaya başladı. O ilk dönemde, ev ortamında bir sürü yeni deneyler yapmıştım ve bu bizim kısıtlı aile bütçemizi bayağı sarsmıştı ama işte şimdi o günlerin ekmeğini yemekteyiz.:)

- Şu an artık modern görünümlü ve çok sıcak bir atmosferi olan bir iş yeriniz bulunmakta. İçeriye giren müşterilerinizin de hiç ardı kesilmiyor. Bunların hepsini nasıl başarabildiniz?

- Ben atölye konusunda çok tedirgin ve cevabını bulamadığım bazı sorular içinde kıvranırken, eşim ticaretin bir risk olduğunu ve eğer bu riske girmezsek, hep keşkeler ve yarım kalmış bir iş gibi görüneceğine, bu riski üzerimize alalım dedi. İlk başlangıçta, kendisi görevi icabı Van'da bulunuyordu. Boş zamanında çeşitli araştırmalar ve hesaplar yapmış. Marka yönetimi üzerine bilgi sahibi olmuş ve temelli İzmir'e döndüğünde, bavullarından eşyadan ziyade bir sürü kitap ve kocaman hazır bir dosya çıktı. Bana söylediği ilk şey; ''Yarın şirketi açıyor ve bu işe dört elle sarılıyoruz!'' oldu.. Anlayacağınız biz "ying yang" gibi birbirimizi tamamlıyorduk...

- Bugüne kadar hiç profesiyönel anlamda bir eğitim aldınız mı?

- Aslında ben Afyon Kocatepe Üniversitesi / Yapı ve İnşaat mezunuyum. Belki bana güleceksiniz ama bunu şuan yaptığım işle çok bağdaştırdım ve kendimi başarılı buluyorum. Nihayetinde her pastanın da bir iskeleti ve temeli yok mu? Bu işe başladığımdan beri sadece bir kez profesyonel bir kişiden eğitim aldım. O da pastalarımızın üzerine yaptığımız figürler içindi. Ayça Gürler, TAŞFED Türkiye Milli takım şefidir ve kendisi benim için çok değerli bir şeftir. İşinizi, severek de yaparsanız, sanırım sonuca çabuk varıyorsunuz. :)

- Sizi de yarın öbür gün pastacılar milli takımında da görebilecek miyiz?

- Tabi ki, neden olmasın. Böyle bir hedefim var ama daha çok yol almam, çok daha özgün olmam için, kendimi çok iyi yetiştirmem gerektiğini düşünüyorum. Bir şeyleri taklit ederek değil, kendime özgü bir tarz geliştirmek niyetindeyim. Şimdilik, İzmir'de düzenlen iki yarışmaya ve bazı illerde yapılan fuarlara katılma şansım oldu. Her yaptığım pastayı, son kez ve kendi kızıma yapıyormuş gibi hazırlıyorum. Ben, "İyi hissettiren pastalar!" tabirinden yanayım...Hayalimde ise, dünya piyasasında bizden söz ettirebilecek kalitede bir tatlı üretmek yatmakta. Bu bazıları için çok büyük bir hayal olabilir. Ama bir Makaronu, bir Turtayı, Krepi, Waffleyi veya Sachertorteyi yapanlar da sonuçta bizim gibi birer insan. Özellikle de gençlere tavsiyem; Eğer, bir pastacı olacaksanız, özgün ve pratik bir kariyer için uğraş verin. Birini taklit etmek hedefte olmamalı. İşte bir tek o zaman yapılan iş, işten çıkıp bir aşka dönüşür...

Aşkın BEYTULLAH,

İzmir

 

 

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar