ASIL ANAVATAN BALKANLAR’DIR

 Yıl başı. Yusuf Kaplan denen zat, Balkanlılara karşı onur kırıcı bir yazı kaleme almıştı. Yıl sonu. İkinci bir Ali Bulaç vakası benzeri vuku buldu ve gündemimize oturdu. Kaplan’a göre, güya vaktinde İngilizlerin ve Yahudilerin güdümündeki Balkan kökenli azınlıklar, her şeyi kontrol etmişler. Dahası da sivil ve askerî bürokrasi üzerinden Batılıların vesayetine girmiş Türkiye son iki asırdır. Şimdi bu sözler tartışılmakta.

ASIL ANAVATAN BALKANLAR’DIR Balkanlar

ASIL ANAVATAN BALKANLAR’DIR

   Yıl başı. Yusuf Kaplan denen zat, Balkanlılara karşı onur kırıcı bir yazı kaleme almıştı. Yıl sonu. İkinci bir Ali Bulaç vakası benzeri vuku buldu ve gündemimize oturdu. Kaplan’a göre, güya vaktinde İngilizlerin ve Yahudilerin güdümündeki Balkan kökenli azınlıklar, her şeyi kontrol etmişler. Dahası da sivil ve askerî bürokrasi üzerinden Batılıların vesayetine girmiş Türkiye son iki asırdır. Şimdi bu sözler tartışılmakta.

   Buna düpedüz gocunmak, kaşınmak ve sahte bir ayrımcılığı ifşa etmek denmez mi? Ne İngilizinden ve Yahudisinden bahsetmekte bu herif? Aslında bu ülkede bir çok insan, Osmanlı ve Cumhuriyet tarihini bilmeden konuşmakta. Sanki karşılarında, çağdaş insanlar yerine birer  Balkanlar ayısı bulunmakta…

   Vaktinde  Ali Bulaç’ta, yok olup giden “Zaman” gazetesinde, hezeyan içinde buna benzer yazılar karalıyordu. Uyarmıştım kendisini ama şimdi FETÖ’cülükten hapis damında çürümekte. Benim gözümde hiçte masum birisi değildir. Anadolular ve Balkanlılar arasında fitne fesat sokmaya kalkışmıştı. Atatürk’e bile  dil uzatıyordu, çünkü Anadolu taşrasında beyaz örtülü masalı lokallerde,   tertiplenecek balolar hayal ediyormuş...

    Belli ki, Yusuf Kaplan, Balkanlılar camiası ile hiç barışık değil, zaten onları hiç tanımıyor, hatta, kendisi varlığımızı bile göz ardı ederek, bizsiz bir Türkiye hayal edebiliyor. Kaplan’ın cabası, bizleri hayali bir galibiyete sürüklemek ve alçak düşürmektir. Halbuki biz Ana Vatan’ımıza asla galibiyet tatmaya gelmedik. Biz bu topraklarda kimseyi sömürmedik, ne de kimse tarafından alaşağı edildik. Sadece öz kardeşlerimizle hasretle kucaklaştık. Buna yanaşmayanlar ise zaten aramızdan kaybolup gider. Belki de, bazılarının paşa gönlünde, Cumhuriyet yerine bir takım uyduruk tarikatlar ülkesi yatabilir. Bunu basbayağı Gülen denen zirzopta  hayal ediyordu ama… Balkanlılar serin kanlıdır, öyle gidip, ne Gülen, ne de Kaplan sakalı ve eteği öpmezler.

   İşte,  hain ve terörist FETÖ darbe girişiminde, kaç tane Balkanlının olduğunu, bütün Türkiye olarak gördük. Ama bocalayan tarikatçı “hizmetçiler” çevremizde bolcaydı. Faşist ruhlu caniler,  Cumhurbaşkanlığı yaverliğine kadar sızmışlardı. Bunların yerine bizim gızanlar olsaydı, emin olun ki, bir tanesi bile hainler tayfesine karışmazdı. İşte, göçmenlerin sağlam vatandaşlık rağbeti, duygusu, sadakati ve farkı bundan ibarettir.

   Ali Bulaç veya Yusuf Kaplan zihniyeti bunu anlayamaz, çünkü biz çocukluğumuzda dedelerimizin kutsal kitapları arasındaki bir fotografta çakmak taşlı bir Atatürk’ün gözleriyle tanıştık. Osmanlı akıncıları da, güçlü devletini kurmak için, zamanında boşuna ilk önce Rumeli’yi seçmemişler. Demek ki, asıl Ana Vatan, Balkanlar oluyor…

   Balkanlılar, bugün ülkemizin her tarafındadır. Kimseye de bir zararımız yoktur. Ülkemizin aydın, çağdaş ve çok çalışkan övünçlü vatandaşlarıyız. Dini inanç bakımında, Müslümanlığın en temiz ve kutsal değerlerini baş üstü ederiz. Sapıklıklardan ve hurafelerden uzak kalırız. Cumhuriyeti ve Atatürk’ü hazmedemeyenlerle, barışık sayılmayız. Bundan dolayı, Balkanlar’dan göç edenlerle, şimdiki Suriye göçü mukayese edilemez. Yusuf Kaplan, bunların arasındaki farkı bile sezemiyor. Bir de ülkemize gelen Makedonlar’dan bahsedilmekte. Ne Makedonu sayıklıyorsunuz, siz beyler?

   Nedir bu gecikmeli Yusuf Kaplan mevzusu diyeceksiniz? 15 Aralık'ta, Yusuf Kaplan, Trakya Üniversitesi’nde bir konferans verecekmiş. Kendisini davet edenlerde bu eğitim yuvasındaki Rumeli Gençlik Platformu. Görülüşe bakılırsa, bu gençlerimiz yanlış kişiden kimliğimizi ve benliğimizi öğrenmek niyetindeler. Ama bazı çevreler, bu konferansın göçmen şehri Edirne’de verilmesine bayağı karşı çıkmakta. Tepkiler çığ gibi büyümekte. Bakalım Trakya bölgesindeki göçmen kuruluşları bu konuda nasıl bir duruş sergileyecekler…

Mümin TOPÇU

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar