BASKILAR KURŞUN GİBİ ÜZERİME ÇÖKÜYORDU

16 yaşıma daha henüz yeni girmiştim. Beyaz bezleri kırmızıya boyayıp Türk bayrakları dikerdim. Ay ve yıldız eklemeyi de hiç unutmazdım. Sonra, gecenin tenhasında, gizlice bunları köyümüzün sokaklarına asardım. Bu yönde "vukuatlarım" çoktu. Okulun iş görmez bomba ve silahlarını bile aşırmıştık...

BASKILAR KURŞUN GİBİ ÜZERİME ÇÖKÜYORDU Bulgaristan

BASKILAR KURŞUN GİBİ ÜZERİME ÇÖKÜYORDU

Önce kendim tanıtayım. Ben Şumnulu İrfan Beyti Apdullah. Türküm ben! Öz be öz! Suyun ötesindenim! Dedelerim Tuna'da at sulamış. Kanım Türk! Özüm ve ruhum Türk! Gariban ve cahil bir çobanın oğluyum.16 yaşıma daha henüz yeni girmiştim. Beyaz bezleri kırmızıya boyayıp Türk bayrakları dikerdim. Ay ve yıldız eklemeyi de hiç unutmazdım. Sonra, gecenin tenhasında, gizlice bunları köyümüzün sokaklarına asardım. Bu yönde "vukuatlarım" çoktu. Okulun iş görmez bomba ve silahlarını bile aşırmıştık...

Küçük yaşıma rağmen tek başıma Istranca dağının yolunu tuttum. Tez elden Anavatana kavuşmaktı arzum. Çil yavrusu gibi avlandım. İkinci denememde yine namlunun ucunu gördüm. Artık köyün damgalısıydım. Düşman, Bozkurt'luğumu resmen tescil etmişti. İş ve eğitim kampına tıkadılar beni.

Damarımda akan kan depreştikçe depreşti. Baskılar kurşun bulutu gibi üzerime çöküyordu. Bir gün aniden ayyıldız mühürlü mektup aldım. Burgaz'daki Türk konsolosu "göndermişti". Çok sevindim! Rahmetli babam ağladı, artık sen büyük

adam olacaksın oğlum, dedi... Türk’e hizmet için gizli göreve çağrılıyordum. Koşa koşa gittim. Siyah ve parlak arabanın camındaki al bayrak hepten coşturdu beni. Can evim "küt küt" atıyordu... Güler yüzlü esmer bir genç sıcak elini uzattı bana. Armağanlar ve öğütler verdi bana. Artık bana bu "Türk" Agam sahip çıkacaktı... Birçok kez görüştük kendisiyle. Onun himayesinde "önemli görevlerde" bulundum.

En sonunda iki ayaklı ve canavar ruhlu kırmızı kopoylar keklik gibi avladı beni.

Aylarca tekme tokat gırla gitti. Meğer, benim "Türk diplomatı" adi bir gavur uşağı çıkmıştı. 18 yaşına girinceye dek milis koğuşlarında tutuldum. Yediğim dayağı ve çektiğim ızdırabı şimdi pas geçeyim. 12 yılımı çürüttüm Eski Zağra hapishanesinde. Gençliğimi ve özgürlüğümü çalmıştı o kahpe "Türk diplomatı". Gençlik yıllarımda benim hiç sevgilim olmadı...

Hey, kendini bilmez sözde siyasetçiler ve dernekçiler! Beni ve yüzlerce başka Türk kardeşimi, acımasızca gavura satan o sözde "Türk diplomatı"

Biliyor musunuz kimdi? Sizlerin adeta putlaştırdığınız Ahmet Doğan hergelesiydi... Ben size daha ne anlatayım. Siz ne laftan anlarsınız, ne erkeklikten. Ben onun yüzüne tükürüp geçerim...


Sakın ola, bana Türklükten bahsedeyim demeyin!


İrfan Beyti APTULLAH

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar