ISTRANCALI ÇOBANIN  TABLET NOTLARI

İyilik yapmak Türk insanının genlerinde var. Çok paramız olduğundan değil. Üç beş elimize geçen parayı biriktirdik. Kel Salim'in Ramadan (Allah Rahmet eylesin. Mekanını Cennet etsin!) ile ortaklaşa Gülecek çeşmesine 86 stotinkaya bir su bardağı aldık. Emaye kaplı ve beyaz. O çeşmenin suyunda bir çeşit sülük vardı. Bardak beyaz ya içine bakıyoruz gözle bir şey göremez isek temiz içiyoruz. Diğer çoban arkadaşların da hayır duasını aldık. Bütün servetimiz gitti ama deydi. Mutluyuz. Ancak ertesi gün geldik bardak yerinde yok.

ISTRANCALI ÇOBANIN  TABLET NOTLARI

ISTRANCALI ÇOBANIN  TABLET NOTLARI

***

İyilik yapmak Türk insanının genlerinde var. Çok paramız olduğundan değil. Üç beş elimize geçen parayı biriktirdik. Kel Salim'in Ramadan (Allah Rahmet eylesin. Mekanını Cennet etsin!) ile ortaklaşa Gülecek çeşmesine 86 stotinkaya bir su bardağı aldık. Emaye kaplı ve beyaz. O çeşmenin suyunda bir çeşit sülük vardı. Bardak beyaz ya içine bakıyoruz gözle bir şey göremez isek temiz içiyoruz. Diğer çoban arkadaşların da hayır duasını aldık. Bütün servetimiz gitti ama deydi. Mutluyuz. Ancak ertesi gün geldik bardak yerinde yok. Bir kaç çobana sorduk. Gören bilen yok. Biraz küfür ettik. Biraz beddua ettik. Para olsa al yenisini koy. Fakat vermekle para bitmiyormuş. Allah bize başka yerden para verdi.

Hotaklar Çalılığı'nda bir çimenlik yer vardı. Köyün gençleri top bulabildikleri zaman maç yaparlardı. Çalılıkların içinde soyunurken veya giyinirken biri bir leva para düşürmüş. Zaten küçücük bir kağıt onu da dörde katlamış. Belki o da onun servetiydi. Hemen gittik su tasının aynısını aldık. Kulpuna bir metreden uzun bir zincir taktık. Zincirin öteki ucunu da çeşmenin bir taşına bağlayacağız ki alıp götürmesinler. Bu arada paranın üstü ile üç (Vafla) gofret ve bir (Lukçe) lolipop gibi şeker almıştık. Çeşmenin başına geldik. Bir türlü bağlamak için uygun bir oyuk veya taş çıkıntısı bulamadık.

Biz orada bakınırken o kadar kendimizi kaptırmışız ki yanımıza kadar gelen Nuri agayı görmemişiz. Nuri aga ne yaptığımızı sordu. Anlattık olayı. O bardağı delmek lazım. O zaman onu kimse almaz dedi. Haklıydı. Bazen de akıl yaşta oluyor. Bardağı deldik çeşmenin taşına koyduk.

***

Boyuna laf yetiştirip mangalda kül bırakmıyor. Tabi kül kalmayınca, kor ve ateş ortaya çıkıyor. Sonra yandı gülüm keten helva. Ağzı olan konuşuyor. Bu işi paralı yapmak lazım. Oto yol gibi. Parası olan konuşsun. Dün Salı idi. Yağan yağmur mangalı hiç etkilemedi. Esen gürleyen o kadar çok ki. Emekli maaşı tahsis numarasının son rakamı 5 olanlar bu gün maaşını çekmeyi unutmasın. Kredi kartı, fatura gibi borçlarınızı ödedikten sonra paranız kaldı ise gelin konuşalım. Parasıyla değil mi? Paranız kalmadıysa zenginin parasından laf açar, çenemizi yorarız. Siyasi kavgaları siyasilere bıraktım. Biri Camiye öteki Atatürk'e sarılsın.

Kara Deniz'de gemilerim batıyormuş gibi kara kara düşünmeye ne gerek. Gemiler benim değil ki. Ormanda maliyeciden kaçan maymun muyum. En iyisi romantizme tutulmak. Yağmur yağarken romantik romantik bakarım. Sonra sular akar çamuru kalır. Onu da belediye kepçeyle kaldırır bir köşeye, sonra çamur atılacağı vakit kullanır.

Akşam balkonda çekirdek çitlemiştik. Masada kalan kırıntılara gelen kuş sesleri ile uyandım. Saat 06.15. Dışarıda serince bir hava var. Giyindik ve yürüyüşe çıktık. Otelin kapısında paspas gibi yatan iri bir Sivas Kangal kırması köpek.

- Hadi gel bizi gezdir, dedim. Şaka yollu. Anladı, bizimle yola çıktı. Önümüzde, ardımızda, yanımızda bizimle yürüdü. Nereden gelip nereye gittiğini şu an bilmediğim bir yola çıktık. Oradan dönmek istedik. Koruma öne geçti ve bize baktı. - Haydi gelin, der gibi. Sola doğru onu takip ettik. Elma bahçeleri. Sol tarafta bir çeşme. Suyu hafif kaba. Üst tabaka suyu olmalı. Bizim Bodyguardla devam ediyoruz. Biz de takip ettik. Az ileride sağda bir bağ evi, oradan irili ufaklı 5-10 adet köpek sürüsü çıktı. Biraz korktum. Yerlerde taş falan bakıyorum. Tarla çit ile çevrili ama arada gedikler var. Bizim koruma hiç oralı değil. İlk yanımıza gelen genç bir yavru oldu. Ne dediğini anlamadım. Boyuna havlıyor. Bizimki çok az ve öz olarak ona bir kere - Hav, dedi. O da yarım ağızla. Yavru gedikten yola çıktı. Bizimki ile koklaştılar. Yavru dediğim de en az 50 cm boyunda. Bizimki ile oynaşmak istiyor. Ama bizimki çok ciddi. Patisi ile yavruyu yere yatırdı ve gözleri ile ona ne anlattı ise geldiği gibi gedikten geçti ötekilerin yanına döndü. Bizimki de bir ağacın altına ihtiyacını giderdi. Sanki orası Serhat sınır. Ura. Oradan geri dönmek istediğini bize hissettirdi. O, otel kapısına paspas gibi uzandı. Koca kafası olmasa, köpek postundan paspas sanılacak. Biz kahvaltıya geçtik. Tatil güzelmiş be...

***

Köydeşlerime selam! Ana beni eversene! Evlendirmek ve evermek aynı şeyi mi ifade ediyor? Düşün dedikçe, alıp başını bir yerlere gidiveriyor. Ya da başı bırakıp gidiyor. Biraz para bulunca ya ev alır ya evlenir. Köyümüzde bir kuruculuk başlamıştı. Ki o zamanın kuruculuğu taş ve topraktan ev yapmaktı. Çimento, kireç ve kum sadece devlete ait yapılarda vardı. Türkiye'ye bilmem kaç milyon ton çimento satışı için anlaşma imzalanmıştı. Hem kıskanıyoruz, hem kızıyoruz. Koskoca Türkiye, nasıl çimento üretemez diye kahroluyoruz. Eh, bayağı Türk'üz ya. Nereden bilelim TEM yolu için gerekli çimentonun, nakliye dolayısı ile, en ucuz Trakya'ya yakın Dimitrovgrad'tan temin edileceğini.

Gelelim köydeki kuruculuğa. Kaptırmışız kendimizi;"Komünizm, Eşitlik ve Kardeşlik gibi cilalı sözlere. Parası olan ev yaptırıyor. Olmayan; ''Bina ve Zina artınca kıyamet kopacakmış'' gibi laflar ile dedikodu üretiyor. Sıra çatıya gelince, çamurcunun işi bitiyor ve çatının ilk iki papazını dikip üstüne de üstün ağacını atınca hemen yanına bir de bayrak asılır. Bu konuda hazırlıklı olan ev sahibi ustalara birer gömlek veya başka bazı hediyeler verir.

Usta müezzinin ezan okuduğu gibi, üstün ağacının üzerine çıkar ve şöyle der; " - Ustalara göyneeek. Çamurcuya deyneek. Falan ağadan bir hediye geldi. Ustaları sevindirdiii. Allah da, onu sevindirsin.

Köy yerde herkes ağa ve aga. Bu tekerleme gibi söylenen sözleri bir hafta boyunca çatıya çıkan her ustadan duymak mümkündü ve iş bittiğinde ustalar bir kız çeyizi kadar iç çamaşırı, gömlek ve havlu sahibi olurlardı. Varlığa darlık mı olur.

Şaban Ali AYDIN

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar