BRTK GERÇEĞİ NEDİR ?

Balkan Rumeli Türkleri Konfederasyonu  için hazırladığımız özel dosya. Artık camiamız, bize ait siyasi ve sivil kuruluşların bütün gerçeklerini öğrenmeli ve bilmeli. Her sayımızda bunların faaliyetlerini sizlere anlatmaya çalışacağız. Artık hiçbir şey gizli kalmamalı! Bu dosyamızda Mümin TOPÇU, Zülkef YEŞİLBAHÇE, Gürçay CEM ve Durmuş ARDA görüş bildiriyorlar. Göçmen kuruluşlarımızın işleyiş yeterliliği veya yetersizliği için başka yorum ve tespitlere de gazetemizin sayfalarında yer vermeye hazır olduğumuzu beyan ediyoruz.

BRTK GERÇEĞİ NEDİR ? Güncel

BRTK GERÇEĞİ NEDİR ?

Balkan Rumeli Türkleri Konfederasyonu  için hazırladığımız özel dosya.

Artık camiamız, bize ait siyasi ve sivil kuruluşların bütün gerçeklerini öğrenmeli ve bilmeli. Her sayımızda bunların faaliyetlerini sizlere anlatmaya çalışacağız. Artık hiçbir şey gizli kalmamalı! Bu dosyamızda Mümin TOPÇU, Zülkef YEŞİLBAHÇE, Gürçay CEM ve Durmuş ARDA görüş bildiriyorlar. Göçmen kuruluşlarımızın işleyiş yeterliliği veya yetersizliği için başka yorum ve tespitlere de gazetemizin sayfalarında yer vermeye hazır olduğumuzu beyan ediyoruz.

Mümin TOPÇU;

Son yıllarda, göçmen kuruluşlarının ulaştığı büyük fiyasko ve parçalanma ortada. İlk adım attıkları yıllardaki heyecan ve coşku artık hissedilmiyor. Bunlar, gelişip palazlanacağına, şimdi kanatları kesilmiş kuşu andırıyor. Artık bu görüntünün tasvip edilecek bir yanı kalmadı. Büyük göçmen topluluğu, bu örgütlerden uzaklaştıkça uzaklaşıyor, çünkü ortada tatmin edici ve yararımıza olan etkili bir başarı görülmüyor.

Liderlik gömleğini kuşanmaya yeltenenler ise, kendilerine olan bu inanç ve güveni yitirip, uzaklaşan insan yığınlarına yetişemiyor, onları kovalamak için güçleri, birikimleri ve hırsları yetmiyor. Sonuçta, bizim ne bir takım kıytırık piknik eğlencelerine, ne de hemşeri “banketlerine” ihtiyacımız bulunmakta. Bunlarla aldatamazsınız bizi, çünkü omuzlarımızda bir çok çözülmemiş sorunun ağırlığı hissedilmekte…

Büyük göçmen camiasına “büyük” liderler gerek! Büyük liderlik payesini ise bir tek halkımız veriyor. Bunun yolu da yeterince hizmetten ve dertlere derman bulmaktan geçiyor;

*89’luların konut mağduriyetini gidermek;

*92’den sonrakilerin emeklilik hakkını kazandırmak;

*30 yıldan sonra vatandaşlık ve kimlik müjdesine alkış tutmasak ta olur. Kardeşlerimizin çoğu artık İngiliz veya Alman oldu;

*Binlerce gencimiz yurt dışında yüksek eğitim aldı ama denklik notuna kavuşamadı. Bazıları şu an çobanlık ve garsonluk yapıyor;

*2500 seçkin göçmene iftar sofrası açacağımıza, bu parayla memleketteki afacanlara on binlerce kitap göndersek daha büyük hayır sayılmaz mı;

*Göçmen oluşumlarının katkısıyla Bulgristan’da kaç tane iş yeri açıldı. Kaç tane kardeşimize iş ve aş verdik?;

*Göçmenlerin katkısıyla, yine memleketimizde kaç tane çocuk ana dilimizi okumaya başladı. Kaç tane Türk lisesi ve üniversitesi açtık?

Geçenlerde Balkan Rumeli Türkleri Konfederasyonu’nun kongresi yapıldı. İsmine göre muazzam bir kuruluş, gerçekten çokta güçlü ve etkili olmalı ama başından beri başıboş bırakılmış ve sadece boş kürsülere oynamış. Halbuki, artık Ankara’daki Sarayın kapısı sonuna kadar bizim için açık olmalıydı. Çözümlerim makamı hazır kıta bekliyor ama belli ki huzura çıkabilecek güç görülmüyor ortalıkta. Başbakan ayakta karşılamalıydı bizim tepemizdekileri. Arkamız sıvazlanmalıydı, onurlandırılmalıydık. Ama kapısını çalmaya cesaret eden bulunmuyor. Bizden bakanlar çıkmalıydı, bugün vekillerimiz frakla gezmeliydi yüce Meclisimizde. Kemal’in ve Devlet’in, Sofya’ya gidip, katil Bay Toşo’nun elini sıkmalarını çoktan önlemeliydik bizler...

İşte bütün bunları aynı bu BRTK başarmalıydı ve sağlamalıydı. Bundan dolayı bütün göçmen kuruluşları yeniden revize edilmeli, yeni ve yetenekli yönetimler atanmalı. Ayrıca ortadaki bu dağınıklık ve koordinasyonsuzluk giderilmeli. Örnek olarak, hangi sebepten dolayı bütün Bulgaristan göçmen kuruluşları bir çatı altında toplanamıyor? Bu çatı altına girmeye yanaşmayanların, belli ki, amacı ve niyeti çok farklı. Onların bize faydası olmaz, bir tek bizim adımızı kötü ve şahsi amaçlar doğrultusunda kullanabilirler. Bunun başka bir izahatı asla bulunamaz.

Gerçi, büyük göçmen topluluğu bütün bu aldatmacaları ve göz boyamaları neden göz ardı etmeye devam etmekte? Bizler sustukça, bazıları kendilerini dev aynasında görmeye devam edecektir. Aslında bu parlak ve ışıltılı ayna şimdilik sadece dev bir balondan ibaret. Çuvaldızı değdirdiğinde, içi boş olduğundan dolayı balon patlıyor ama hiç ses vermiyor, çünkü fos, yani içi boş bunun. Fazla bir icraatı ve yararı bulunmuyor. Adeta biz bu tür sihirbazlıklara daha fazla müsaade etmemeliyiz. Biz kimleriz? Biz, kendi halinde, çok çalışkan ve dürüst göçmen vatanseverleriz! İyi ki bazı federasyonlarımız aklını başını topladı ve bahsettiğim kongre bitmeden salonu terk ettiler. Bu da bir ilk olarak anılacak camia tarihimizde. Ama bu kararlı yürüyüş sonuna kadar devem etmeli, çükü artık uyumak veya masal dinlemek istemiyoruz.

Bizim ne bilgisizlere, ne de çok bilmişlere ihtiyacımız bulunmakta. Bizler bir tek yararımıza dokunacak icraatlara muhtacız. Madem ki, bu deveyi yönlendiremeyeceksin, o zaman ona binmeyeceksin, kardeşim! Bütün basiretsizlerin, beceriksizlerin ve ehliyetsizlerin deveye binme hakkı olabilir ama devenin yularını, lütfen, ehliyetli olanlar tutsun. Bu çok önemli! Yolu bilen, ışığı görenler önden gitsin. Kendilerine adeta tapmalıyız, onları yüceltmeliyiz ve büyütmeliyiz.

Bizler, göçmen liderlerimizi sevmeyi arzuluyoruz ama ilk önce onlar bu yolda kendilerini ispatlamalı. Biz adamın yürüyüş şekline, takım elbisesinin ve kravatının rengine bakmayız, cebinde bize getirdiği müjdeli haberi okumasını bekleriz. İktidar ve muhalefet güçleriyle barışıklığına ve uyuma bakarız.

Siyasi ayrımcılıktan uzak durmalıyız. Kuruluşlarımızda kadınlara öncülük tanımalıyız. Göçmen kadını bir çok erkekten daha eğitimli ve akıllıdır.

Bizler, başarısız ve eğitim kalitesi düşük yöneticilere rağbet ettiğimiz müddetçe, daha uzun yıllar boynu bükük olarak boş sokakları ölçeriz. Çıplak ayakla kalırız! Beş metelik irtibatımız olmaz! Aynı zamanda, neden bizden bir bakan, milletvekili veya belediye başkanı yok diye sayıklamaya da devam ederiz...

Göçmen topluluğu dedim, göçmen kuruluşlarından kelam ettim. Burada kimseye karşı şahsi bir kastım bulunmuyor. Tek amacım bazı gerçeklere dem vurmaktı. Bu “göçmen işi” sadece birkaç kişinin kotarabileceği gönüllü bir görev değil ve olmamalı. Yüzlerce, hatta binlerce kardeşimiz el uzatmalı. Bu eller, sıcak ve ağır taşın altına illaki bir kere sokulmalı. Bu yolda Zürfettin Hacıoğlu veya Mükremin Duygun’lar asla yalnız bırakılmamalı. Onlara sahip çıkılmalı, destek olunmalı. Ama yol ayrımlarındaki sonuca da iyi bakılmalı…

Şimdilik önümüzdeki ilk ve tek etkinlik, bizi ilgilendiren bütün göçmen kuruluşlarının sayısını, yönetim kadrolarının kapasitesini ve ağırlığını analiz etmek olmalı.

Lafın kısası, biz bütün göçmen kuruluşlarımızı, çağımıza ve günümüze uygun bir şekilde, yeniden yapılandırmalıyız ve güçlendirmeliyiz, çünkü bizim hiçbir zaman olmadığı kadar gerçek ve faal derneklere, federasyonlara ve konfederasyonlara ihtiyacımız bulunmakta.

Zülkef YEŞİLBAHÇE, "Kent" gazetesi köşe yazarı;

BAL-GÖÇ derneğinin kurucusu ve başkanı merhum Mümin Gençoğlu ağabeyimizin, BGF Federasyonu’ndan sonra en büyük ideali olan konfederasyonu, oğlu Turhan Gençoğlu ve ekibi 2005 yılında genel merkezi Bursa
da kurmuşlardı. Mümin ağabeyimizin konfederasyon ile ilgili şu cümleleri hala kulaklarımda çınlıyor; "BAL-GÖÇ derneğini ve federasyonu kurmak ve belirlediğimiz hedeflere ulaşmak benim için en büyük mutluluk. Bir tek arzum var. Ülke çapındaki Balkan Türkleri Federasyonlarını bir çatı altında toplamak. Yani Balkan Türkleri Konfederasyonu nu kurmak." Turhan Gençoğlu, babasının bu arzusunu yukarıda belirtilen yılda gerçekleştirmişti.

Bu güne kadar yapılan genel kurullarda başkan adayı kim olacağını, federasyon başkan ve yöneticileri arasında varılan anlaşma ile belirleniyordu ve  tek aday ile genel kurula gidiliyordu. Bu sefer önceden üç aday ortaya çıktı. Mevcut Başkan Zürfettin Hacıoğlu. İstanbul Rumeli Türkleri Federasyonu'ndan Mesut Başkır ve Bursa BGF ve BAL-GÖÇ Başkanı Prof. Dr. Yüksel Özkan.

Üç başkan adayı, uzun yıllar bu teşkilatlarda hizmet vermemden ve halen BRTK denetiminde görevli olmam nedeniyle, kendilerinin adaylıkları ile ilgili görüşlerimi ve tavsiyelerimi aldılar. Her üçüne de ilk sitemim, 2005 yılında kurulmuş olan konfederasyonun halen yerleşik bir genel merkez binası olmayışıdır. Şu anda BGF'nin mülkü olan BAL-GÖÇ binasının üst katına yerleşmeye çalışıyorlar. Adaylardan Mesut Başkır ve Yüksel Özkan bina sorununu çözeceklerini belirttiler. Sayın Özkan'a iki koltukta üç karpuz taşımak zor olur dediğimde, federasyon başkanlığından ayrılacağını belirtti. Mesut Başkır, ayrıca konfederasyona üye federasyon sayısını 9’dan 11’e çıkaracağını ifade etti. Mevcut başkan Sayın Zürfettin Hacıoğlu'na, yer ve teşkilatın genişlemesi ile ilgili soru yöneltmedim, çünkü 6 yıldır bu teşkilatın başında. Hala bir genel merkeze sahip olamadılar...


Gürçay CEM, "A Gazete" köşe yazarı;


En yoğun göçmen nüfus Bursa’da olmasının ötesinde, konfederasyonun temel direği, amiral gemisi, Bursa merkezli Bal-Göç’tür. Bundan dolayı öteden beri daha etkili olabilmek adına konfederasyonun başı da, merkezi de Bursa’da olması gerektiğini savunuyoruz. Ancak konfederasyonun mevcut başkanı, bunu anlayıp kendisi teklif edeceğine, ayarlama delegelerle, ısrarla tekrar aday olmayı tercih etmiştir. Bunun üzerine başta Bal-Göç olmak üzere, bazı federasyonlar bu şartlar altında bu yapının içinde çalışmanın anlamı olmadığını söyleyerek, son derece haklı olarak, konfederasyondan ayrılma niyetlerini deklare etmişlerdir. Bu kararlarından dolayı, başta Bal-Göç’ün başkanı olmak üzere, kararı destekleyen arkadaşları tebrik ederiz, çünkü bu güne kadar mevcut yapısı ve yönetimiyle hiç bir varlık gösteremeyen konfederasyonda, yapısal reformlar yapılma gereği aşikardı. Bazı arkadaşların biraz analitik yeteneği olsaydı, bu konfederasyonun bu şekli ve yönetimiyle yaşama şansının olmadığını idrak eder, bu muazzam camianın temsilcisi olamayacaklarını anlayabilirlerdi. Siz, temsil ettiğiniz camianın sorunlarını çözdüğünüz kadar güçlüsünüzdür. Dertlerine derman olduğunuz kadar itibar görürsünüz.

Peki, şu andaki camiamızın tartışmasız en güçlü örgütü olan Bal-Göç'ün tutum ve kararı ortada, o zaman konfederasyon yapısında veya yönetiminde daha güçlü bir potansiyel var mı? Yok!

Gerek iktidar güçleri, bunun ötesinde gerek Türkiye Cumhuriyeti, gerek Bulgaristan’daki resmi kurum ve kuruluşlar, gerek uluslararası alanda, Bal-Göç’ün muhatap alındığı bir ortamda, konfederasyonun bu şartlarda yaşama şansı ne kadar? Böyle bir ihtimal yok!


Durmuş ARDA, "Arda - Tuna" sitesi Genel Yayın Yönetmeni;


"Kurulma aşamalarına katılanlardan ve kurucu daimi genel kurul toplantısı üyesi olarak, bu konfederasyonu yakından tanıyanlardan birisi sayılırım. Daha sonraki dönemde konfederasyon, varla yok arasındaydı. 2005 yılında kurulmasına rağmen, konfederasyonun ne adresi vardı ne de merkezi. Kurucu ve ilk Genel Başkan Turan Gençoğlu’nun sağlık nedenlerinden dolayı ayrılmasından dolayı, daha sonraki iki dönem de konfederasyon başarılı bir çalışma gösteremedi. Konfederasyonun kurulma aşamalarında, Turan Gençoğlu, babası BAL-GÖÇ Derneği kurucu Başkanı Mümin Gençoğlu’nun ANAP’dan siyasete girip, milletvekili seçilmesinden dolayı çok pişman olduğunu ve göçmen derneklerinin siyasete bulaşmamaları için vasiyette bulunduğunu söylemişti. Bunun üzerine, konfederasyonun tüm kurucu üyeleri(hafızam yanıltmıyorsa 60’tan fazla), göçmen derneklerinin, federasyonlarının ve kurulacak olan konfederasyonun siyasete karışmamaları için ilke kararı almıştık. BRTK, Turan Gençoğlu döneminde siyasetten uzak dursa da, Zürfettin Hacığolu döneminde tamamen siyasete bulaşarak, kurulma amacından tamamen sapmış oldu. Bu da göçmen ve Balkan Yarımadası insanına yarardan çok zarar getirdi. Zürfettin Hacığolu, seçildiği ilk dönemden sonra, konfederasyon, 2015 yılının sonuna kadar, Bulgaristan’daki Türklere ihanet eden bir parti olan HÖH/D(p)S’nin Türkiye uzantısı gibi çalıştı. 2016 yılının başlarında, Bulgaristan’da DOST Partisi kurulduktan sonra, Bursa merkezli BRTK Genel Başkanı Zürfettin Hacığlu ve Edirne merkezli BTF(Balkan Türkleri Federasyonu) Genel Başkanı Nedim Dönmez, aynı partinin merkez karar ve yürütme kurulu üyeleri oldular. Bunu her ne kadar iyi niyetle yapmış olsalar da, bu Bulgaristan’daki aşırı etnik milliyetçiler tarafından yapılan, ”Türkiye’deki sivil toplum kuruluşları Bulgaristan’ın içişlerine karışıyor” propagandasına neden oldu…" Kongreden sonra, Zürfettin Hacıoğlu beni telefondan aradı ve şu hususu belirtti; “Genel kurul toplantısında yapılacak olan yönetim kurulu seçimine tek liste ile çıkılsın veya oluşacak olan listelerde, her federasyon başkanı tüm listelerde yer alsın, yada federasyon başkanları her 3 listeye de birer veya arzu ederlerse ikişer aday göstersinler teklifinde bulundum. Fakat BGF Başkanı Yüksel Özkan, buna şiddetle karsı çıktı. Ben ise kazanan aday arkadaşımın elini kaldırırdım."

 

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar