BALKAN GÖÇMENLERİ VE KENAN EVREN

Üç kuşak önce Rumeli denilirdi, şimdi Balkanlar yer adlandırmasını tercih ediyoruz.

BALKAN GÖÇMENLERİ VE KENAN EVREN Bulgaristan

TÜRKİYE CUMHURİYETİ'NİN KURULUŞUNDA BALKAN GÖÇMENLERİ VE KENAN EVREN

Üç kuşak önce Rumeli denilirdi, şimdi Balkanlar yer adlandırmasını tercih ediyoruz. Ankara Devlet Mezarlığı’na gidenleriniz varsa Osmanlı’nın son dönemlerinde devletin önemli kademelerinde görev almış isimlerin, daha sonra Cumhuriyetin kuruluşunda aktif sorumluluklar üstlendiklerini ve çoğunun birkaç isim hariç Balkanlar kökenli olduğunu görürsünüz. Cumhuriyetin kurucu kadroları Balkan ve Kafkas kökenli asker bürokratlardan oluşmuştu. Balkanlar yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin sınırları dışında kalınca tahmin edersiniz ki en büyük travmayı da onlar yaşamıştır.

Doğdukları, çocukluklarının geçtiği, aile büyüklerinin mezarlarının bulunduğu toprakları terk etmek onların vicdanlarında kim bilir ne derin yaralar açmış olmalı? Mustafa Kemal Paşa’nın sevdiği Rumeli türkülerine kendisinin de fısıltıyla eşlik ettiği, gözleri dolarak dinlediği anlatılır. Nitekim Falih Rıfkı Atay, Çankaya adlı kitabında, Atatürk’ün hislerini “Rumeli türküleri söylerken derin ve onulmaz bir gurbet ve sıla acısı gözlerinde yaşarırdı” sözleriyle ifade eder. Şimdi kalkıp hangi vicdansız onların Avrupa yakasında bırakılan topraklar için yüreklerinin sızlamadığını söyleyebilir?

Mustafa Kemal Paşa’nın sevdiği türküler arasında kimimizin sadece “Vardar ovası Vardar Ovası/ kazanamadım sıla parası”  nakaratıyla hatırladığı, “Mayadağdan  kalkan kazlar /Al topuklu beyaz kızlar/Yarimin yüreği sızlar/Eylenemem aldanamam/ben bu yerlerde duramam” türkü sözleri hangimizin yüreğine işlemez. “Manastırın ortasında var bir havuz”,  bir Selanik türküsü olan “Çalın davulları”, sonraki yıllarda (1970) kendisi de bir Balkan göçmeni olan Arif Şentürk’le patlayan “Aman bre deryalar” ve diğer Balkan türküleri terk edilen, bırakılan ama bir gün mutlaka döneceğiz gözüyle bakılan vatan topraklarının, gönlümüze kazıdığı acılar coğrafyasının iz düşümünden başka bir şey değildir!

Her ikisi de Balkan göçmeni olan bir anne babadan, Manisa Alaşehir’de 17 Temmuz 1917’de dünyaya gelen Kenan Evren’in, 9 Mayıs 2015’te 98 yaşında vefat ettiği haberlerini duyduğumda “Allah rahmet eylesin!” dedim.  Babası Hayrullah Evren, Makedonya’da Üsküp’e bağlı Preşova kasabasında 1877’de dünyaya gelmiş ve İstanbul’da bulunan amcasının davetiyle buraya gelerek Düyun-u Umumiye (Genel Borçlar) idaresinde aşar kontrol memuru olarak görev yapmıştı. Annesi ise Bulgaristan’ın Ziştov kentinden göç ederek Soma’ya yerleşmiş bir ailenin kızıydı.

Anne tarafından soyu Bulgaristan Türklerine uzanan Kenan Evren;  Bulgaristan’da Todor Jivkov yönetiminin Türk ve İslam kimliğini yok etmek için toplama kamplarında türlü işkenceler uyguladığı, Müslüman Türklerin isimlerini Bulgarca isimlerle değiştirmeye zorladıkları, kabul etmeyenlere her türlü baskının yapıldığı asimilasyon döneminde soydaşlarını unutmadı.  Cumhurbaşkanı Kenan Evren ve Başbakan Turgut Özal’ın müşterek kararlarıyla Türkiye Bulgaristan sınır kapılarını açmış, sınır boyunca yığılan Bulgaristan Türklerini kabul etmişlerdi.

Bulgaristan Türklerinin Türkiye’ye göçü 6 Haziran 1989’da başladı. Bu nedenle 89' göçü olarak adlandırıldı. 1989 göçü kırılgan Türkiye ekonomisinin kaldırabileceğinden çok daha fazla Bulgaristan Türkü’nü Türkiye’ye getirmişti. 21 Ağustos’ta Türkiye Bulgaristan sınırını kapattı. Artık yalnızca vizeli girişlere izin verilecekti. Bu önleme rağmen Haziran 1989- Temmuz 1990 döneminde Türkiye’ye giriş yapan göçmen sayısı 350 bini bulmuştu. Bulgaristan Türklerinin Türkiye’ye sığınmalarında ve Türkiye’nin kol kanat germesinde hiç şüphesiz ki Balkan göçmeni bir aileden gelen Kenan Evren’in muhacirlik dramının ne olduğunu bilmesinin etkisi büyük olmuştur.

Benim için Kenan Evren, Komünizm belasından bunalan Bulgaristan ve Afganistan Türklerine kucak açan, İslam düşmanlığıyla İslam ülkelerine saldırmayı planlayan Haçlı dünyasına Papa suikastıyla geleceğiniz varsa göreceğiniz var mesajı verdiren, 1974 Kıbrıs Barış Harekâtında Yunanistan ve EOKA’cı milislere yardım gönderen Enver Sedat’ı tarih sahnesinden silen adamdır. Türkiye’nin diplomatlarına karşı suikastlar düzenleyen onlarca diplomatımızı şehit eden Ermeni terör örgütü ASALA’yı tarihin çöplüğüne gömen adamdır. Mekânı cennet ruhu şad olsun!

 

Ömür Çelikdönmez,

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar