KARA ÖKÜZ BENİ KAZIĞA  GEÇİRDİ

Bizi yanlış da eğittiler. Hep sünnetçilerle korkuttular. Gavur dedikleri, olsa olsa, sünnetçidir, diye düşünüyorduk ve mahalleye sünnetçi geldiğinde, biz alabildiğine koşuyorduk. Yakalayabildiklerini o gün sünnet ettiriyorlar, kaçabilenler kurtuluyordu. Beni bir türlü ele geçiremiyorlardı. Yine bir defasında kaçarken ormanda dikenlere takıldım, yakalandım ve...  Ancak daha sonraki atletizm hayatımda hep sünnetçiden kaçarmışcasına koştum. Belki de bu sayede 1962 yılında Varna'da 200 metre koşuda Balkan ikincisi oldum. Razgrat'lı bir İvan Dimitrov vardı. Onu bir türlü geçemiyordum. Bu adamı kimlerin kovaladığını hep merak etmişimdir...

KARA ÖKÜZ BENİ KAZIĞA  GEÇİRDİ

KARA ÖKÜZ BENİ KAZIĞA  GEÇİRDİ

Ben 1943 yılının güneşli bir Eylül ayında dünyaya geldiğinde parmak kadarmışım. Çok da zayıfmışım."Bundan adam olmaz, ölür bu!" demişler.  Şimdi neredeyse doksan kiloyum. Gerçi hala adam olmadım ama ömrüm boyu adam olabilmek için uğraş verdim. Ne yazık ki beni hep yanlış anladılar, bana yanlış yaptılar. Malum, İkinci Dünya Savaşı. Kriz dönemi. Ana sütü yetersiz. Allah, ne verdiyse tıkmaya çalışmışlar. Lakin mide bu, her şeyi kabul etmez. Bana da pek yediremiyorlarmış hani.

Hiç unutmama, üç dört yaşlarına geldiğimde, rahmetli babacığım beni yanına çağırdı. Ellerimi, kollarımı, bacaklarımı yokladı ve anneme; "Şuna bak yahu, çırpı gibi. Hala nasıl yaşıyor, anlamıyorum. Ölecek bu be, bundan adam olmaz!"dedi. Çok korktum. Adam olmaya karar verdim. Bu işe süt kaymağı ile başladım; Sabahları uyandığımda evde kimseyi bulamıyordum. Herkes erkenden tütün tarlasına koşuyordu. Ben de babaanneciğimin pişirdiği sütün başına geçiyor, bir tencere sütün kaymağını götürüyordum. Bizimkiler eve dönene kadar süt ikinci kaymağını oluşturuyordu. Babaannem hep; " Yahu şu sütün kaymağı niye bu kadar ince! diye hayıflanıp duruyordu.

Bizi yanlış da eğittiler. Hep sünnetçilerle korkuttular. Gavur dedikleri, olsa olsa, sünnetçidir, diye düşünüyorduk ve mahalleye sünnetçi geldiğinde, biz alabildiğine koşuyorduk. Yakalayabildiklerini o gün sünnet ettiriyorlar, kaçabilenler kurtuluyordu. Beni bir türlü ele geçiremiyorlardı. Yine bir defasında kaçarken ormanda dikenlere takıldım, yakalandım ve...  Ancak daha sonraki atletizm hayatımda hep sünnetçiden kaçarmışcasına koştum. Belki de bu sayede 1962 yılında Varna'da 200 metre koşuda Balkan ikincisi oldum. Razgrat'lı bir İvan Dimitrov vardı. Onu bir türlü geçemiyordum. Bu adamı kimlerin kovaladığını hep merak etmişimdir...

Nihat ALTIINOK

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar