İHBARCI RADYOCU HÜSEYİN’İN AKIBETİ

Hüseyin, sevimsiz biriydi. Ağzı bol, düşünceleri tutarsızdı. Neyi niçin söylediği pek anlaşılmazdı. Bakarsın, birilerine sataşır, bakarsın, hiç ummadığın birini göklere çıkarırdı. Böylesinden her şey beklenirdi. Ummadığın işler açabilirdi insanın başına. Ondan yılandan sakınır gibi sakınıyorduk. Üstelik kadıncılıktan hapiste yatmıştı. Tuna boyu köylerinden birisiydi.

İHBARCI RADYOCU HÜSEYİN’İN AKIBETİ Bulgaristan

İHBARCI RADYOCU HÜSEYİN’İN AKIBETİ

Yıl 1966. Aylardan Mayıs. Çarşıdan geçiyordum. Radyo tamircisi Hüseyin bana seslendi;

- Yanıma uğramadan geçme. Hadi gel de iki laf edelim...

Hüseyin, sevimsiz biriydi. Ağzı bol, düşünceleri tutarsızdı. Neyi niçin söylediği pek anlaşılmazdı. Bakarsın, birilerine sataşır, bakarsın, hiç ummadığın birini göklere çıkarırdı. Böylesinden her şey beklenirdi. Ummadığın işler açabilirdi insanın başına. Ondan yılandan sakınır gibi sakınıyorduk. Üstelik kadıncılıktan hapiste yatmıştı. Tuna boyu köylerinden birisiydi.

- Sen bu akşam Kubrat'ta olmayacak mıydın, diye sordu.

- Olacağım. Sen de geleceksin, değil mi?

-Belli olmaz. Bana güvenmezler. Belki ben de gelirim...

Bu Kubrat işi de nereden çıkmıştı? Neler oluyordu? Benim Kubrat'la ilgili bir gizli işim filan yoktu. Ama bozuntuya vermeden, oyunu oynamak zorundaydım. Bu neydiği belirsizi atlatmalıydım. Aklıma başkaları geldi. Muhakkak onlar toplanacaklar. Biraz çene çaldıktan sonra acele eve döndüm. Hane sahibimi buldum.

- Enişte, sizin bu akşamki Kubrat toplantısına gitmeyin. Toplanmayın bu akşam...

- Bu da nereden esti aklına, diye sordu, ama benzi, bakışı birdenbire bozuldu.

Bir korku aldı gözlerini. Benden çok sakınıyordu. Nasıl olsa iş başındaydım. Ara sıra yazılarımın basılması da aramızı ayırmıştı. Ama kalbimin onlarla olduğunu nihayet anlayacaklardı.

- Benden korkup da gizlenmenize gerek yok. Sizin bu akşam toplantınız var. Biliyorum bunu. Belki de Şaban'ın evinde toplanacaksınız. Orasını siz bilirsiniz.

- Sana kim dedi? Nereden duydun?

- Oyunu bırak. Radyocu Hüseyin "papinledi". Sizi ele veren var. Bu gece size baskın düzenlerler. Sakın toplanmayın bu gece. Benden söylemesi...

O gece Şaban'ın evi sabaha kadar sürekli gözetlenmiş ti. İki polis arabası gelip gitmiş, ama umduklarını bulamamışlar. Hava aldılar. Ev sahibi Saraç Halil Usta, gündüzden bir motosikletli göndermişti. Olayı diğer arkadaşlarına bildirmişti. O günden sonra benden gizlileri kalmadı. Şimdi Saraç Halil Usta İzmit'dedir. Allah rahmet eylesin!

Radyocu Hüseyin, insan karalama huyunu sürdürdü. Hem de bütün çirkinliğiyle. Bu kere komşularına iftira mektuplar yazıp yazıp postadan saldı. Adını vermiyordu, ama ihbarcılık ta hastaydı adam. "Karşısındaki evin, evli anaokulu öğretmen kızlarını karaladı. Şöyle şöyle. Şöylesine diye yazıp yazıp komşularına fitleyip durdu. Onunki düpedüz aptallıktı. Kızlarını analarına ihbar ediyordu. Çirkin şeyler yazıyordu. Mektuplar nihayet savcılığa verildi. Mahkemede iki yıl içeri atıldı Radyocu Hüseyin. Mağdur damadı bir gün;

- Geçmiş olsun! Kurtuldunuz bir iftiracıdan, dedi...

Bana, iri gözlerini dikti. İnler gibi;

- Nede olsa lekesi kalır, lekesi! Ellerin diline düşmek koca bir leke, dedi.

Belli ki, olanlar içine işlemişti...

Yusuf TAŞKIN

 

 

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar